Muhammed Fatih Ergün

Birkaç söz...

Fıtrat kodlarını (misak) koruyarak yaşamaya çalışan, öz benliğine (nefs) ve ötelere (âfâk) akleden bir kalple bakmaya çalışan, bilincinde ve pratiğinde doğru bir kulvarda durmayı ve bunu, bundan önce gelen her şeye öncelemeyi kendisine ilke edinen; erdemli bir yaşam için çabalayan, yolculuk saatinden önce heybesini doldurmanın kaygısında; uzun bir zamandan bu yana bir nâkısa sayılacak kadar duygusal değil ama duygulu, duyarlı; doğal, doğalı seven/arayan, doğal davranan; doğala, doğal yaşama, doğal davranışa/davranana sevdalı/tutkulu bir insanım. Dostlar, oldukça vefakâr, hayli fedakâr olduğumu (da) ekler/söyler, bu iki güzel hasleti de nispet eder -dilerim bunlar göklerin ötesinde lehime bir tanıklık olarak kabul görür-; ben ise ne denli cefakâr olduğumu pek söyle/ye/mem...

Dostlukları önemser, insanlar arasında sağlam tutulması gereken bağları korumaya özen gösteririm. Bir kimse ile bir saat süreyle bile bir ilişkim olsa, o süre içinde ve sonrasında o kişinin hukukunu koruyup korumadığımı kaygı ederim. Samimi insanları hiç incitmek ve üzmek istemem; incitmiş ve üzmüş isem bu bile-isteye olmaz, farkına vardığımda gönül alır, telafi eder, neden olduğum kırgınlıkları gidermeye çalışırım. İyilikleri hiç unutmam; kötülükleri ise -unutmam gerektiğini bilsem ve bunu istesem de- hiç unutamam. İyiliğin karşılığı benim katımda o iyiliğe eşdeğer güzel bir karşılıkla karşılık vermekten başkası değildir, mümkün ise ziyadesiyle karşılık verebilmeyi dilerim; gördüğüm bir kötülük karşılığında ise sadece misli ile karşılık verme hakkım olduğunu bildiğim halde aşırı gitmekten korkarım; bu gibi durumlarda övülen ve önerilen 'bağışlama' ise henüz başarabildiğim bir davranış ve ulaşabildiğim bir erdem düzeyi değildir. Eksik ve tekâmül gerektiren yanlarıma rağmen kendimi severim, aynaya baktığımda çoğu zaman kendi kendime "Canım kendim, iyi ki varım, sen BiTane'sin" diyecek kadar...

Bilgi başta olmak üzere tüm nimetlerin (rızk) paylaşıldıkça çoğalacağına inanırım içtenlikle... Bu paylaşımı infak bilen bir algı ile bilgiyi de paylaşırım; fakat muhatabın niyetine ve liyakatine bakarak... Vaktiyle böyle öğretilmişti bize, tutmuştum bunu... Bilgi, tecrübe ve tefekküre dayalı olmayan niteliksiz söylem  ve değersiz eylemleri itici bulurum. Benimsediğim ve öncelediğim başlıca birkaç şey "itidal", "denge", "tutarlılık"... Kendim ve diğer insan kardeşlerim için tutarlılık konusunda o denli titiz davranırım ki 1968 yılının ilk ayının güzelim bir on dördünde, insanların tutarsızlık ve çelişkilerini tespit etmek için dünyaya geldiğime inanacak kadar... Tespit ettiğim tutarsızlık ve çelişkileri çekincesiz deşifre de ederim.

En gelişmiş yanlarımdan biri -dış dünyamın tersine- düş dünyamdır. Geleceğe ilişkin ya da sıkıntılı zamanlarda gördüğüm düşler ve/veya içime düşen hisler (sevk-i tabiî) -ki bu hisler tam bir tevazu ile ilham olarak da adlandırılabilir (mi?)- yaşamımda beni yönlendirir. Düşlerime ve hislerime uygun tavırlar belirlediğimde verimli ve hayırlı sonuçlara iletildiğim çok olmuştur, bunun tersine davrandığımda da tersi... Örnekler hayli fazla. Bu yüzden kendim ve sevdiğim kimseler hakkında kötü bir düş görmekten ve/veya içime olumsuz hisler düşmesinden çekinirim; bu bakımdan 'temkin' hiçbir işe yaramaz, ama tedirginlik hep sürer. Repertuvarım, düş ve hislerimin tersine davrandığımda ödediğim nice bedellerle dolu; bir de bilgi, tecrübe ve hislerimle, bir basiretle kendisini vaktiyle uyardığım halde aldırış etmeyen, sonrasında da nice bedeller ödeyen kimselerin aradan yıllar geçtikten sonra gelerek kendi aleyhlerine yakınmaları ile...

Kendileriyle aynı gezegende yaşadığım insanların baskın çoğunluğu kış uykusunda bir yaşam sürerken kuş uykusu kadar uyuyabilmeyi gözlemişimdir hep... İnsanların birbiri ile savaşmadığı, sevişerek yaşadığı huzur dolu bir dünya özlüyorum; bulamayacaksam bir esenlik yurdu gerek bana... Prangaların olmadığı, Yaratan'a bağlılık ve O'na itaat dışında özgürlüklerin kısıtlanmadığı, despotların tahakküm etmediği, onların nezih insanlara üstün gelmediği, içinde riyakârların ve riyakârlığın olmadığı ya da (en azından) bunların benden çok uzak olduğu, hakların teslim edildiği, haksızlıkların son bulduğu, yitik hakların istirdadının kabil olduğu, ihkak edilebildiği mavi bir dünyaya açmak istiyorum yelkenlerimi; göklerin yollarını gözleyerek... Bu arayışım belki de yolunu gözlediğim göklerden alıyor o görkemli rengini...

Bir âlem için bu âlemde yaşıyor, bu âlemde yaşarken bir başka âlemi de yaşıyorum: Sonrası için şimdiki âlemi, bu âlemde iken Internet âlemini...

Gerçek mutluluğun sırrı ise haddimizi bilmek veya Âdem'in yediğini tükürüp evrende egemenliği Tanrı'ya bırakmak...

Sanırım burada bu kadar...

Muhammed Fatih Ergün

 

which webcounter is best

M.F.E. © 2014 Designed by Net-Pa® Internet Marketing Center

Bu sitenin tüm hakları korunmuştur; link verilerek alıntı yapılabilir.